Değerli Paydaşlarımız,
Küresel ekonomik görünümde belirsizlik sürüyor
2025 yılı, küresel ekonomilerde enflasyon baskısı, merkez bankalarının sıkı para politikaları ve devam eden jeopolitik gerilimlerin şekillendirdiği belirsiz bir görünüm altında geçti. Bu ortam, kısa vadede finansal piyasalarda dalgalanmalara ve yatırımcı davranışlarında temkinli bir yaklaşımın öne çıkmasına neden oldu. Bununla birlikte, belirsizlik dönemlerinin yalnızca risk değil, aynı zamanda yapısal dönüşüm ve yeniden konumlanma fırsatları da sunduğunu görüyoruz. Bu dönüşüm sürecinin merkezinde ise dayanıklılık, öngörülebilirlik ve doğru zamanlama yer aldı.
Türkiye ekonomisi de küresel eğilimlerle paralel bir süreçten geçti. Enflasyonla mücadeleyi merkeze alan yeni makroekonomik düzen çerçevesinde uygulanan para ve maliye politikaları, ekonomide dengelenme sürecinin kademeli olarak ilerlemesini sağladı. Açıklanan Orta Vadeli Program, mali disiplinin ve yapısal reformlara verilen önemin altını çizdi.
Faiz ve enflasyon kanalları üzerinden sürdürülen bu politikaların, orta ve uzun vadede ekonomik istikrarı güçlendireceğine ve yatırım ortamını daha öngörülebilir hale getireceğine inanıyoruz. Genç nüfus yapısı, artan şehirleşme eğilimi, üretim, ticaret ve turizm kapasitesi Türkiye’nin orta ve uzun vadeli potansiyelini destekleyen temel unsurlar arasında yer almaya devam etti.
2025 yılında ülkemizdeki gayrimenkul yatırımları, yüksek faiz oranları ve finansman maliyetlerinin etkisiyle temkinli bir seyir izledi. Değişkenlik arz eden ticari ve siyasi dengeler, yatırımcıların risk algısını artırdı. Bu süreçte, küresel ölçekte güvenli liman arayışı değerli metallere olan talebi güçlendirdi. Buna karşın, reel varlıklara ve özellikle düzenli gelir üretme kapasitesine sahip, somut ve değer koruma potansiyeli yüksek gayrimenkul yatırımlarına olan ilginin arttığı dikkat çekti. Bu eğilim, uzun vadeli perspektife sahip kurumsal yatırımcılar açısından gayrimenkulü her zaman güçlü ve güvenli bir alternatif olarak öne çıkarmıştır.
Mevcut konjonktür sektörümüz için fırsatlar barındırıyor
Gayrimenkul sektörü, makroekonomik gelişmelere duyarlılığı yüksek olmakla birlikte, uzun vadeli değer üretme kapasitesi en güçlü sektörlerden biri olma özelliğini sürdürüyor. 2025 yılında sektörde finansmana erişim koşulları, arz-talep dengesi ve maliyet unsurları temel belirleyiciler olarak öne çıktı.
Bu zorlu konjonktüre rağmen, nitelikli, doğru lokasyonda konumlanan ve alıcıların gerçek ihtiyacına cevap veren projelerin değerini koruduğu ve hatta artırdığı görüldü. Özellikle ticari gayrimenkul segmentinde ve nitelikli konut projelerinde depreme dayanıklılık, kalite, sürdürülebilirlik ve kullanım verimliliği artık temel rekabet unsurları haline geldi. Önümüzdeki dönemde sektörde ayrışmanın daha da belirginleşeceği, güçlü bilanço yapısına, profesyonel yönetime ve uzun vadeli bakış açısına sahip oyuncuların öne çıkacağı bir yatırım iklimi bekliyoruz. Kurumsal yapıya sahip gayrimenkul yatırım ortaklıklarının, portföy kalitesi ve finansal esneklikleri sayesinde bu dönemin sunduğu fırsatları daha etkin değerlendirebileceğine inanıyoruz.
Stratejimizi uzun vadeli değer yaratmak olarak belirledik
İş GYO olarak son yıllarda portföy yapımızı daha dengeli ve dayanıklı hale getirmeye odaklandık. Bu kapsamda, portföyümüzdeki bazı varlıkları satarak hem finansal yapımızı güçlendirdik hem de yeni yatırım fırsatlarına alan açtık. Ekonomik aktivitenin yavaşladığı dönemlerde özellikle bilanço sağlamlığımızı önceliklendiren stratejimizin olumlu sonuçlarını almaya başladık.
2025 yılında da stratejimizi ihtiyatlı büyüme, güçlü bilanço ve kira gelirini çeşitlendirme amaçlı seçici yatırım ilkeleri üzerine inşa ettik. Yıla portföy optimizasyonu yaklaşımıyla girdik. Kısa vadeli kazançlar yerine, her zaman olduğu gibi uzun vadeli değer yaratma potansiyeline sahip varlıklara odaklandık. Bu doğrultuda attığımız adımlar, portföy kalitemizi artırmaya, risklerimizi azaltmaya ve nakit akışımızı güçlendirmeye yönelik oldu. Satışta olan projelerimize odaklanırken, kiralama faaliyetlerimize devam edip, kira gelirlerimizi istikrarlı biçimde ve reel olarak büyüttük.
Yatırım tarafında ise düşük getirili varlıkları portföyden çıkartma, getiri potansiyeli yüksek taşınmazları portföye dahil etme stratejisi benimseyerek, proje geliştirilebilir arsalarımızda projelendirme süreçlerimizi tamamlayıp getiri ve yatırım riskini optimize edecek şekilde iş ortaklıklarına imza attık. Böylece, tamamlanmış ve yapımı devam eden yatırımlarımızla sürdürülebilir büyüme ve kârlılığın sağlam temellerini attık.
Kurucumuz Türkiye İş Bankası’nın bir iştiraki olarak güven, en temel değerlerimizden biri olmaya devam etti. Bu anlayışla, tüm paydaşlarımız için değer yaratma hedefimizden ödün vermeden faaliyetlerimizi sürdürdük.
Sürdürülebilir büyüme ve gelecek perspektifimiz
2026 ve sonrasında gayrimenkul sektöründe daha dengeli, daha seçici ve daha sürdürülebilir bir büyüme modelinin öne çıkacağını öngörüyoruz. Arz-talep dengesinin yeniden kurulması, finansman koşullarının kademeli olarak normalleşmesi ve regülasyonlardaki netleşmeyle birlikte sektörün daha sağlıklı bir zeminde ilerleyeceğine inanıyoruz.
Sürdürülebilir şehirler yaklaşımı, gayrimenkul sektöründe yalnızca bir tercih değil, temel bir gereklilik haline geldi. İklim değişikliğiyle mücadele, kaynak verimliliği, enerji performansı yüksek yapılar ve çevresel etkiyi azaltan tasarım anlayışı, yatırım kararlarının ayrılmaz bir parçası olmaya devam edecek. İş GYO olarak biz de geliştirdiğimiz ve yönettiğimiz projelerde çevresel duyarlılığı, kullanıcı sağlığını ve yaşam kalitesini odağına alan bir yaklaşımı benimsiyoruz. Şehirlerin daha yaşanabilir ve dayanıklı bir yapıya kavuşmasına katkı sağlayan, ulaşım, altyapı ve sosyal donatılarla bütünleşik projelerin uzun vadede daha yüksek değer yarattığına inanıyoruz. Bu doğrultuda, hem portföyümüzde yer alan gayrimenkullerde sürdürülebilirlik kriterlerini güçlendirmeye, hem de yeni yatırımlarımızda çevresel ve sosyal etkileri gözeten, geleceğin şehirlerine katkı sunan projelere imza atmaya devam edeceğiz.
Önümüzdeki dönemde kalite, sürdürülebilirlik kriterleri ve teknoloji entegrasyonu yatırım kararlarında belirleyici olmaya devam edecek. Lojistik ve özellikle veri merkezleri gibi teknoloji odaklı gayrimenkulün alt segmentlerinin büyümesini sürdürmesi beklenirken, ofis ve perakende segmentlerinde ise deneyim, hizmet kalitesi ve esnekliğin fark yaratacağını düşünüyoruz.
İş GYO olarak bu trendlerin öncülerinden biri olmayı hedefliyoruz. Mevcut portföyümüzde verimlilik artışını gözetmeyi sürdürürken, seçici bir yaklaşımla yüksek büyüme potansiyeli taşıyan, gelir çeşitliliği yaratacak yeni nesil gayrimenkul projelerine yatırım yapmayı planlıyoruz. Güçlü bilanço yapımızı koruyarak, portföyümüzü çeşitlendiren ve uzun vadeli gelir üretme kapasitemizi artıran yatırımlara odaklanırken, Şirketimizi, yalnızca bugünün koşullarına uyum sağlayan değil, geleceğin ihtiyaçlarını bugünden öngören bir bakış açısıyla yönetmeye devam edeceğiz.
Bu anlayışla, tüm paydaşlarımız için güven veren, sürdürülebilir ve kalıcı değer üreten büyüme hikâyemizi geleceğe taşımayı hedefliyoruz. Yönetim Kurulumuz adına bu hikâyemize katkı sunan tüm çalışanlarımıza, iş ortaklarımıza ve yatırımcılarımıza teşekkür ediyorum.
Saygılarımla,
H. Cahit Çınar
Yönetim Kurulu Başkanı